Kiss the rain -Yiruma ☆彡

29 Ekim 2017 Pazar

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

 Cumhuriyetimizin 94.yılı kutlu olsun.                                                                                                 Cumhuriyet yönetiminde egemenlik kayıtsız,şartsız milletindir.Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün de belirttiği gibi ;Türk ulusunun yaradılışına ve yaşantısına en uygun olan yönetim şekli Cumhuriyet'tir. Ne mutlu ki CUMHURİYET kadınıyım!Bizler, ATATÜRK'ün bekçileriyiz. Yetiştirdiğimiz çocuklarımız ve gençlerimiz de bu yolda, bu zihniyette ilerleyerek Türkiye Cumhuriyeti'ni sonsuza dek yaşatacaklardır.             
Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının,tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun...
 Nice çağdaş yıllar kutlamak dileğiyle... ~ Emire Nişli~

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin onuncu yılı kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10.Yıl Nutku'nda, bu günü en büyük bayram olarak nitelendirmiştir.

Osmanlı Devleti, hüküm sürdüğü 624 yılda 36 padişah tarafından yönetilmiştir.
Padişah, şah, kral, hakan, imparator, sultan gibi tek kişiye dayalı yönetim sistemine "mutlakiyet" adı verilmiştir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız, tek bir kişidedir.
Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde ülkeyi yöneten kişiye yardımcı olması için meclis kurulurdu. Meclis üyeleri halkın isteklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları yönetici tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimi ise "meşrutiyet"tir. Meşrutiyette meclisin yetkileri sembolik düzeyde olabileceği gibi bir cumhuriyetteki kadar geniş de olabilir. Osmanlı Devleti'nde 1876 ve 1908 yıllarında olmak üzere iki kez meşrutiyet ilan edilmiştir.
İkinci Meşrutiyet'in ilanından 6 yıl sonra, 1914'te I. Dünya Savaşı başlamıştır. Dört yıl süren savaş, İttifak Devletleri ile birlikte olan Osmanlı İmparatorluğu'nun yenik sayılmasıyla sonuçlanmış ve Osmanlı toprakları İngiltere, Yunanistan, Fransa, İtalya gibi devletler tarafından işgal edilmeye başlamıştır.
Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da Osmanlı hükümeti tarafından, bölgede düzeni sağlaması için devletinin bir gemisi ile Samsun'a gönderilmiştir. Ülkenin çoğu ilindekongreler düzenlemiş ve "Tek bir egemenlik var, o da milli egemenliktir. Milletin egemenliğini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." ilkesiyle, yurdun her tarafından gelen ulus temsilcilerini 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplamıştır. Meclis Mustafa Kemal Paşa'yı 'Meclis Başkanı' seçmiştir. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi, Türk Kurtuluş Savaşı'nı başlatmıştır. Halk ve düzenli ordular düşman kuvvetlerine karşı savaş vermiş, omuz omuza mücadele etmiştir.
Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanmasının ardından TBMM 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırmıştır. Padişah Vahdettin, 'vatan haini' ilan edilmiş ve yurdu terk etmiştir.
24 Temmuz 1923 günü İsviçre’nin Lozan şehrindeki Lozan Üniversitesi'nde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileri ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya,Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri Lozan Barış Antlaşması'nı imzalamıştır. Bu antlaşma ile yeni bir devletin temelleri atılmış fakat devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemiştir.
İkinci dönem Büyük Millet Meclisi, 11 Ağustos'ta ilk toplantısını yapmıştır ve 13 Ekim'de Ankara, başkent ilan edilmiştir. Bu dönemde Atatürk, egemenliğin ulusa dayandığı bir sistem olan cumhuriyet yönetiminin ilanı için hazırlıklar yapmaya başlamıştı. Atatürk 28 Ekim akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırmış ve "Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz," demiştir.
29 Ekim günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan "Cumhuriyet" önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne vermiştir. Meclis önergeyi kabul etmiştir ve böylece Türkiye Devleti'nin yeni yönetimi biçimi Cumhuriyet, yeni ismi "Türkiye Cumhuriyeti Devleti" olarak belirlenmiştir. Atatürk, kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilkcumhurbaşkanı olmuştur. Halk da cumhuriyetin ilanını sevinç ve coşku ile karşılamıştır.
Cumhuriyette, Atatürk'ün de söylediği gibi, egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus, kendini yönetme yetkisini, kendilerine temsil eden milletvekilleri aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde, yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler, yasaları tasarlar ve yöneticileri ulus adına denetler. Ulus, seçimle yöneticileri seçebilir.

~Bayram kabul edilmesi~
29 Ekim 1923'te TBMM, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası)’nda yaptığı değişiklikle, devletin yönetim biçimini cumhuriyet olarak ilan etmiştir. Aynı gece bu ilan, atılan 101 pare top ile kutlanmıştır. 1924 yılında ise cumhuriyetin ilanı şenliklerle kutlanmıştır.
2 Şubat 1925'te, Hariciye Vekaleti'nce (Dışişleri Bakanlığı) düzenlenen bir kanun teklifinde 29 Ekim'in bayram olması önerilmiştir.[2] Bu teklif Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelenmiş ve 18 Nisan'da karara bağlanmıştır. 19 Nisan'da ise teklif TBMM tarafından kabul edilmiştir. 628 sayılı bu kanun ile 29 Ekim, 1925'ten itibaren ülke içinde ve dış temsilciliklerde  bayram olarak kutlanmaya başlamıştır.



27 Ekim 2017 Cuma

28 EKİM 1923 Mustafa Kemal ATATÜRK

                                                                                                                                     
Tarihte bugün: 28 EKİM GECE SAAT 20.30
Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü'nde 1923'te verdiği akşam yemeğinde, ''yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz'' dedi.
Atatürk, 28 Ekim 1923 akşamı İsmet Paşa, Kazım Paşa ve misafir milletvekilleri ile yemek yediği bir kare.
     28 ekim ve atatürk akşam yemeği ile ilgili görsel sonucu
       
          
Cumhuriyetin İlanı, milletin yönetilme şeklinin belirlenmiş olduğu, Atatürk'ün siyasi devrimlerinden bir tanesidir.Türk Kurtuluş Savaşı sırasında kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 25 Ekim 1923 günü gelişen bir kabine bunalımı, Büyük Millet Meclisi’nde çalışma güçlüğünü ortaya çıkardı. Saltanatın kaldırılmasının ve Lozan Antlaşması'nın ardından TBMM'de en çok tartışılan konulardan biri, yeni devletin niteliği sorunuydu. Hükümetinin dayandığı prensipler demokratikti ama bir taraftan da adı "Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti" idi. Kendisi bir hükümet olan TBMM'nin ayrı bir hükümeti ve bu hükümeti yönetecek bir başbakanının bulunmaması, meclis içinden bakanların seçiminde adayların gerekli oyu sağlamakta güçlük çekmeleri, sürekli sorunlara yol açmaktaydı. Bu şekil demokrasi idarelerinden hiç birine benzemiyordu.Atatürk'ün tavsiyesi ile 27 Ekim 1923'te Ali Fethi (Okyar) Bey başkanlığındaki hükümetin istifası ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunun yeni hükümet listesi üstünde anlaşmaya varamaması üzerine,Atatürk 28 Ekim gecesi arkadaşlarını toplayarak sorunun gerçek çözümüyle ilgili düşüncesini açıkladı ve İsmet İnönü'yle o gece, devletin niteliğinin cumhuriyet olduğunu saptayan bir yasa tasarısı hazırladı.

28 Ekim 1923 günü akşamına kadar kabine kurulamaması üzerine, Gazi Mustafa Kemal Paşa, Çankaya köşkünde yemek sırasında arkadaşlarına; “Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz” diyerek görüşünü açıkladı. 29 Ekim günü Halk Fırkası Meclis Grubunda, Bakanlar Kurulunun oluşturulması konusunda tartışıldı. Sorun çözülemeyince, Gazi Mustafa Kemal Paşa’dan düşüncelerini açıklaması istendi. Mustafa Kemal Paşa, bunalımdan çıkış yolunu Anayasanın değiştirilmesi zorunluluğu ile açıkladı. Cumhuriyetin ilanını hedefleyen tasarıyı da grubun bilgisine sundu. Grupta cereyan eden uzun müzakereler sonunda, Cumhuriyetin ilanı kabul edildi. Parti Grubu’ndan sonra, Meclis toplanarak hazırlanan kanun tasarısını aynen kabul etti. “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında gece saat 20.30’da Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilanı 1921 tarihli Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesine dair 364 No.’lu Kanunun kabulü ile olmuştur. Bu kanunla, Anayasanın 1, 2 , 4, 10, 11 ve 12’nci maddeleri önemli ölçüde değiştirilmiştir. Bu önemli değişiklikler, 29 Ekim günü yapılmış ve aynı gün, Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılarak, Gazi Mustafa Kemal Paşa oybirliğiyle yeni Türk Devletinin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Aynı toplantıda Büyük Millet Meclisi oy birliği ile Cumhurbaşkanlığına Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal'i seçti. Türkiye'nin ilk Cumhurbaşkanı vakur ve sevinçli bir yüz ile kürsüye çıktığı zaman büyük bir alkış kopmuş, bu sürekli alkışlar arasında konuşan Mustafa Kemal, "Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır" cümlesiyle konuşmasına son vermiştir.

4 Ekim 2017 Çarşamba

4 EKİM DÜNYA HAYVANLARINI KORUMA GÜNÜ

Sokak hayvanlarına, başta belediyeler olmak üzere herkesin sahip çıkması gerekir. Ne yazık ki birçok yerde içler acısı can dostlarımızın halleri. Onların da bizler kadar yaşam hakları var oysa hayatta, fakat o kadar çok zalim insanoğlu var ki yaşamımızda insan demeye el vermiyor yüreğim yaptıkları vicdansızlıklar karşısında. Bir canı beslemek ya da şefkat göstermekten çok öte, zalimce, vahşice katliam yapan ve bundan zevk alan zavallılar var.

Daha vahim olanı ise zoofili sapkınları. Zoofili, kişilik bozuklukları, dürtü kontrol sorunları, özgüven yetersizliği, sapkınlığın bir başka hale bürünmüşlüğü neticesinde o güzelim masum canlara sapmaları ne yazık ki kahretsin! Tabi ki bu derece komik cezalar ve uygulamalar sonucunda caydırıcı oluyor mu diye sorgulamak gerekir değil mi?
Yoksa günden güne artan bu sapkınlıklar, daha doğrusu sapkınlar, caydırıcı, ağır cezalara maruz kalsaydı devam edebilirler miydi ki?

En çok da sevgiye ihtiyaçları var masum canların. Biraz sevgi, biraz şefkat, bir kap mama ve bir kap su sokakta yaşayan canlara, bu kadar basit işte hayvanlara karşı duyarlılığımız en azından. O kadar az ki dünyada kapladıkları alanlar ama yine de birçok insanın gözünde gereksiz görülüyorlar.

Bir gün konuşmayı deneyin derim onlarla inanın bambaşkadır sezgileri ve sevgileri. Sadece sevgi... Ve ne olur sahiplendiğiniz bir canlıyı asla terk etmeyin asla...Ne güzel demiş, Anatole France: İnsan ruhunun bir parçası hayvan sevgisini tadana kadar uyanmaz.
            Oyyyy benim bebişim, yaramaz, kaprisli, akıllı oğluşum, Garfield



Hayvan severler ilk kez İngiltere'de 1822 yılında bir araya geldiler ve hayvanları korumak, insanların hayvanlara iyi davranmalarını ve hayvanların daha iyi koşullarda beslenme ve korunmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliği'ni kurdular. Bu hareket daha sonra tüm dünyaya yayılmaya başladı.
Aynı amaçlı dernekler birleşerek Hollanda kenti Lahey'de Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu'nu oluşturdular. 1931 yılında toplanan bu kuruluş 4 Ekim'i Hayvanları Koruma Günü ilan etti.

~HAYVANLARIN ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNDEKİ 8 MUCİZE ROLÜ~
Uzmanlara göre hayvanlar çocukların sosyal, duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişimine önemli katkılar sağlıyor.

1-GÜÇLERİNİ ADİL KULLANMAYI ÖĞRENİRLER: Konuşamayan, üzüntüsünü, sevincini derdini anlatamayan bir hayvan sadece çocuklara değil hepimize güçsüz canlıyı temsil eder. Çocuklar hayvanlarla birlikte gücünü adil ve dengeli kullanmak gibi önemli temel nitelikler edinir.

2-EMPATİ YAPMA BECERİLERİ GELİŞİR: Kendinden farklı olan ve derdini anlatamayan bir canlıyı anlamaya çalışan çocuğun çoğu çocukta rastlayabildiğimiz ben merkezci anlayışı yerini, kendini diğerinin yerine koyan bir bakış açısına, hoşgörüye ve empatiye bırakır. Kendinden farklı inanç, görüş ve fikirdeki insanlara karşı daha anlayışlı olur.

3-KENDİNE YETEREK BAĞIMSIZ BİR KİŞİ OLMAYI ÖĞRENİRLER VE SORUMLULUK DUYGULARI GELİŞİR: Bir canlının O’na ihtiyacı olduğunu bilmesi ve o hayvanın sorumluluğunu taşıması sebebiyle çocuklardaki sorumluluk duygusu yaşıtlarından daha ileri seviyede olur. Bu çocuklar düzenli olma, insiyatif kullanma ve güvenilir olma konularında hep bir adım önde yer alırlar.

4-İNSAN İLİŞKİLERİNİN TEMELİ OLAN SEVGİNİN GÜCÜNÜ KEŞFEDERLER: Bir canlıyı beslemek, sevmek, Onun iyiliğini düşünmek bir çocuğa, başkalarının varlığının da kendisininki kadar değerli olduğunu öğretir. Sevgisini ve ilgisini baktığı bir hayvana veren, Onunla konuşan, dertleşen, mutluluğunu üzünütülerini Onunla paylaşan çocuk özellikle köpek gibi sadakat duygusu olan bir canlının ona nasıl fazlasıyla karşılık verdiğini gördükçe sevginin karşılıklı olunca anlamlı olan güçlü bir ilişki olduğunu keşfeder.

5-BAĞLILIK DUYGUSUNU TANIRLAR: Beslemek, dışarı çıkarmak, dışarıda Ona yol gösterip refakat etmek, hastalandığında çözüm bulmaya çalışmak, rutin aşılarını takip etmek gibi bakımla ilgili işleri üstlendiğinde hayvanın gittikçe artan ilgi ve sevgisine sahip olacak olan çocuk bağlılık duygusuyla tanışır.

6-ÖZGÜVENLERİ ARTAR: Hayvanın kendine bakan bir insana ihtiyacı vardır. Bir canlının kendine ihtiyacı olduğunu ve bu bağ ile yaşamını sürdürebildiğini bilmek çocuğun kendine güvenini besleyip pekiştiren eşi bulunmaz bir durumdur.

7-İLETİŞİM BECERİLERİ ARTAR: Sosyal bir ortamda eğer evcil hayvanlar varsa, çocuklar daha konuşkan ve birbirlerine karşı iletişime daha açık olurlar. Evcil hayvan besleyen çocuğun onunla yaşadıklarını anlatması çocuk için en eğlenceli işlerden biridir. Bu vesileyle konuşma becerisini ve kelime dağarcığını da geliştiren çocuk daha kolay arkadaş edinir ve sosyalleşir. Engelli ya da otizmli çocuklar iletişime kapalıdır ve bunun için çoğu otizmli çocuk eğitim almaktadır. Fakat eğer evde çocuğun bağlılık duyduğu bir evcil hayvan varsa, yanına gelen kişi evcil hayvan hakkında sorular sormaya başladığında çocuk cevap vermeye daha açık bir hale gelir.

8-KOŞULSUZ DOSTLUĞUN GÜZELLİĞİYLE TANIŞIRLAR: Evcil hayvanların çocuklar için zamanları hep vardır. Bu yüzden bu küçük sevimli dostlar kendini yalnız hisseden çocuklar için en iyi yoldaştır. Hayvanlar çocukları sorgusuz sualsiz oldukları gibi de kabul ettiklerinden aralarında çok özel ve çok farklı bir bağ oluşur.